E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Arşiv
| Pt | Sa | Ça | Pe | Cu | Ct | Pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||

Halk oylamasına kısa bir süre kaldı. Her geçen gün politik arenada sesler daha “gür” çıkmaya başladı. Meydanları “sarsan” ağır suçlamalarla bir birlerine yüklenen politikacılar, eteklerindeki bütün taşları döküyorlar.
Politik arenanın en çok tartışılan gündem maddesi hiç kuşkusuz Kürd sorunudur. Hatta öyle ki her politikacı kendisine bir Kürd yaratmanın peşinde. Veya başka bir deyişle her parti kendisine “bekçilik” yapacak Kürdün peşinde koşuyor. Kendisinden başka oyu olmayan, hiç bir politik etkisi ve ağırlığı bulunmayanları basın aracılığıyla kendileri ile harekat eden ve Kürdler arasında bir şeymiş gibi göstermeye çalışarak, halkın kafasında çelişkiler yaratılmaya çalışıyorlar. Oysa bir çok kez denenmiştir ama hiç bir sonuç alınmamış bir yöntemdir.
AKP geçmişe oranla bu konuda başarılı olduğunu söylemek gerekir. Bir zamanlar “Kürd ve Kürdistan” için mangalda kül bırakmayan bir çok kişiyi peşine takmış, adeta basın ve propaganda bürosu gibi çalışıyorlar. Hata yer yer Kürdlerle karşı karşıya gelmekten de çekinmiyorlar. Ne vaatler verildiğini şimdilik bilmiyoruz ama kısa bir sürede ortaya çıkar.
Kürdler adına herkes bir şekilde kararlar veriyor veya onlar adına konuşuyor. Sanki dersiniz ki Kürdlerin hiç dili yok. Bir bakıyorsun Başbakan Diyarbakır’da 12 Eylül işkencelerini öyle anlatıyor ki, sanırsın devlete başkaldıran bir muhalif. Oysa devletin başı. Kürdlere reva gördüğü öyle sanıldığı gibi demokratça bir yaklaşım filan değildir. Sadece hendeği atlamak için basamak olarak kullanıyor. Esasında bırakın 12 Eylül ile hesaplaşmayı, tam tersine kendi iktidarlarını daha sağlamlaştırmak için gereken adımları hızla atıyor. Ben inanıyorum ki AKP iktidarını tam sağlamlaştırırsa ilk önce yönelecekleri kesim kesinlikle kendisine devşirdiği bu kesimler olacaktır. Tıpkı Humeyni iktidarı gibi.
Mevcut durumda ne bu anayasa değişikliği ne de gelecekte düşünülen anayasa değişiklikleri bu zihniyet ve yaklaşım olduğu müddetçe Kürd varlığının kabul edilmesi mümkün değildir.
BDP Kürdler açısında iyi bir politika yürüttüğü kanısındayım. Zaman zaman eksikleri olmakla birlikte daha içeriği dolu bir politik duruş sergiliyor. Özerk bir Kürdistan paralelinde bir politika geliştirmeleri son derece güzel bir dürüştür. İnanıyorum aynı başarılı politikasını seçim boykotunda da sağlarsa, geleceğe önemli oranda damgasını vuracaktır.
Bu nedenle Kürdler kendi geleceklerini de aynı zamanda onaylıyorlar. Ciddi bir boykot oyu çıkması durumunda her kesimin üzerinde düşünmesini sağlayacaktır. “12 Eylülle hesaplaşıyoruz” yalanına kanmamalılar. Yok öyle bir şey. Sadece kendi iktidarını sağlamlaştırmak içindir bütün dertleri. Öyle olsaydı Kürdler her gün başka bir 12 Eylülü yaşamazlardı.
Kürdler geleceklerini oylarken çok ciddi düşünmek zorundalar. Basit söylemlerin peşinde koşmamalılar. Bir kez olsun varlıklarını kendileri için çok ciddi hissettirebilirler. Bu bir genel milletvekili seçimleri değildir. O nedenle kendin için oy kullan sadece. O basit anayasa değişiklerin senin geleceğinde hiç bir değişikliğe yer vermiyor. Hatta daha da engellere neden olacaktır.
Her Kürd rengi mutlaka BOYKOT olmalıdır ki devlet artık Kürdleri dikkate alsın.



