E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Arşiv
| Pt | Sa | Ça | Pe | Cu | Ct | Pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||

Bedirxan doğmuştu. Ama o hala ortalıkta yoktu. Zeyno bebeğin göbeğini kestikten sonra annesinin göğsüne koydu. Kan revan içinde kalan Ezo, sımsıkı sarıldı oğluna. Altı kız çocuğundan sonra gelen Bedirxan’ına üşümemesi için sıkı sıkı sarılıyor ve birşeyler istiyordu kaynanasından. Kaynanasının mutluluğuna diyecek hiçbirşey yoktu. Torununa dokunuyor ve aklına gelebilecek en güzel sözleri kullanıyordu onun için. Bedirxan ise hiç ağlamıyor ve halinden memnun görünüyordu.
...Bebeğin cinsel organının görünmesi ile Beyaz’ın yüzü renkten renge girmişti. Gelinini ve Zeyno’yu unuttu. Bağırarak sokağa fırladı. ‘Erkek torunum oldu. Erkek torunum oldu...’ diye yaklaşık bir km uzakta olan kahvede bekleyen eşine haberi ulaştırdı. Silahlar patlamaya başladı. Dedesi sevinç gösterilerinde bulunuyordu. Kuzular kesildi etler dağıtıldı. Heyecanı herkesi sarmıştı. Tüm mahale sevinmişti Ezo’nun bebeğinin erkek olmasına. Herkes seviniyordu sevinmesine ama Ezo’nin eşi ortalıkta yoktu. Kimbilir hangi cehenemdeydi. Bir aydı eve uğramamıştı hiç. Kimse bilmiyordu nerelerde olduğunu. Belkide kumar oynamak için Adana’ya gitmişti. Kumar oynamak için sık sık Adana ve Mersin’e giderdi. İddiaya göre iyi zar atar ve iyi poker oynarmış. Adı meşhur kumarcılardandı. Herkes ona kumarcı Derdo derdi. Derdo gerçekten dertti. Varlığıda yokluğuda ailesine acı çektiriyordu. Mutlu bir gün göstermedi ailesine. Acı onun en büyük ödülüydü. Ezo’nun ondan çektiklerini herkes biliyordu. O yüzden de herkes uzak dururdu ondan.
Bedirxan doğmuştu. Ama o hala ortalıkta yoktu. Zeyno bebeğin göbeğini kestikten sonra annesinin göğsüne koydu. Kan revan içinde kalan Ezo, sımsıkı sarıldı oğluna. Altı kız çocuğundan sonra gelen Bedirxan’ına üşümemesi için sıkı sıkı sarılıyor ve birşeyler istiyordu kaynanasından. Kaynanasının mutluluğuna diyecek hiçbirşey yoktu. Torununa dokunuyor ve aklına gelebilecek en güzel sözleri kullanıyordu onun için. Bedirxan ise hiç ağlamıyor ve halinden memnun görünüyordu.
Aradan bir hafta geçtikten sonra şubat ayının son günlerinden bir günün gece yarısı kapı çalındı. Beyaz, panik birşekilde uyandı. Gelinin kırkı çıkıncaya kadar ışıklarını söndürmüyorlardı. Töreleri böyleydi. Yeni doğum yapan kadının kırkı çıkıncaya kadar ışıklar geceleri açık kalırdı. Beyaz, saate baktı saat çoktan gece yarısını vurmuştu. ‘Kim o’ diye seslendi.
Bedirxan’ın babasıydı. Yolunu şaşırmış ve evine dönmüştü. Beyaz hiç heyecanlanmadı. Oğlunun geldiğine de sevinmedi. Kapıyı açtı. Hoş geldin bile demedi. Hiç konuşmadan direk gelini’nin yanına geldi oturdu başucuna. Gelini uyumamıştı. Kapı çalınırken gelenin kocası olduğunu biliyordu. Oda daha önceki gelişlerinde hisettiği heyecanı hisetmemişti. Hiç sevinmemişti. Ne tuhaf daha önceleri eşi geldiğinde dünyalar onun olurdu. Kocası onların odasına hiç uğramadan kendi odasına gitti ve elbiseleri ile yatağa uzandı. Çok yorgundu. Kaç gecedir uyumamıştı. Uykusuzluktan serseme dönmüştü. Öyle yorgundu ki Bedirxan’ın ağlayışlarını duymuyordu. Bedirxan birşeyler hisediyordu sanki. Öyle bir ağlıyordu adeta babasını istiyordu. Ama nafile babası çoktan uykuya dalmıştı bile.
Öbür günün sabahında kimse kapısını açmadı Cemil’in. Cemil’in de istediği buydu zaten. Babası bir ara kapıyı çalıp uyandırmak istedi ama sonra vazgeçti.
Bedirxan’ın dedesi Evdo herkes tarafından çok sevilirdi. Sözünün er’iydi. Kimse bir dediğini iki etmezdi. Gelinine oda çok düşkündü. Ona karşı hep boynu bökük davranırdı. Nede olsa oğlu gelinine hak ettiği değeri vermiyordu.
Oysa Cemil, Ezo ile evlenmek için ne ne kadar çaba sarf etmişti. Herkesi karşına almıştı. Herkes Ezo’ya karşı iken o onu çok seviyor ve evlenmek için herkesin kalbini kırmıştı. Ama evlendikten iki yıl sonra tümden değişmişti herşey. Önceleri Ezo’yu isteyen Cemil ona düşman olmuş onu istemenler ise Ezo’ya tapar olmuşlardı.
Evdo, hep merak ederdi Cemil’in Ezo’dan bu kadar soğumasının nedenini. Ama hiçbir zaman bulamayacaktı. Onlar köyden ilçeye taşındıktan sonra Cemil başka bir kadına aşık olmuştu. Ve gözü ondan başkasını görmüyordu. Ezo’yu unutmuştu tümden. Ezo, birşeylerin farkında idi. Ama kocasını herşeye rağmen çok seviyor ve ona zarar gelmemsi için bildiği her şeyi içine atıyordu. Çünkü kocası sadece kocası değildi aynı zamanda amcansının oğluydu. Ve o coğrafya da aynı kandan olmak kadının erkeğe kurban olmasının dışında bir anlam ifade etmiyordu. O amcasının oğlunu namusunu korumak ve ona leke gelmemesi için içi kanasa da sessiz durmak zorundaydı.
Kaynanası da biliyordu. O yüzden gelinini üzmemek için her yolu deniyordu.
Cemil, kesintisiz tam kırk sekiz saat uyumuştu. Uyandığında yorgunluğunun geçtiğini ama açıktığını hisetti. ‘ Ezo, Ezo, Ezo’ diye gür bir sesle seslendi. Hiç kimse ona cevap vermedi. Annesi geldi kapıyı açtı ve içeri girdi.
-Ne istiyorsun hayırdır Ezo’yu çağırıyorsun?
-Açıktım! Ezo nerde bana yemek getirsin.
-Ben sana getiririm yemek.
-Niye Ezo getirmiyor o nerde nereye gitmiş allahın belası?
-Sen gelinime kurban olasın ona beddualar etme. Kim bilir sen nererlede ne bok yerken o sensiz senin namusunu koruyor. Sen onun tırnağına layık değilsin. Gelinime kurban olasın inşallah...
-Uff... Anne sabah sabah canımı sende sıkma çağır o kadını bana yemek getirsin...
O esnada Bedirxan’ın ağlayışı duyuldu. İkiside durdu. Cemil şaşırmıştı. Evden bebek sesi geliyordu. Gittiğinde Ezo’nun hamile olduğunu hatırladı.
Annesinin gözlerinin içine bakarak:
-Ezo ne zaman doğum yaptı ana?
-Bugün yedinci gün.
-Bebek kızmı yine ana?
-Hayır senin olmayışın uğur getirdi bize bebek erkek.
Cemil, heyecanlandı birden. Yıllardır bir oğlunun olmasını istiyordu. Ama o yokken karısı doğum yapmış ve erkek çocuk dünyaya getirmişti. Hiç beklemeden odaya koştu.
Ezo yatıyordu. Ama Bedirxan, ağlıyordu. Cemil ilk defa Ezo’ya bu kadar sevgi ile bakmıştı. Onu uyandırmak istemedi. Başka zaman olsaydı; Ezo’yu döverek uyandıracaktı.
Kıyamadı ona.
Alnına ilk defa sevgi ile bir öpücük kondurdu.



