Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 2 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image     Yıl 1857, takvim yaprakları 8 Mart’ı gösterdiğinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamıştı. Polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi üzerine çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi.
İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.13 yıl sonra kadın önder Clara Zetkin,  Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı)  ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak anılması önerisini getirecek ve öneri oybirliğiyle kabul edilecektir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ülkemizde 1921 yılında kutlanmaya başlansa da 1980 asgari darbesinin ardından 4 yıl süre ile kadınlarımız sokağa çıkartılmadı. Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün 100.yılını kutluyoruz.
 
Latin Amerika'nın bir kasabasında ki bir rahip  eline geçen bir kutu dolusu pis kağıt parçası üzerindeki yazıları çözmeye çabalar. Bu küçük kâğıt parçacıklarının ortaya çıkarttıkları, Susana isimli bir kadının, hapsedildiği, insanlıktan uzaklaştırıldığı, işkence gördüğü anları anlatmaktadır. Arjantinli yazar O. Rivabella ülkesindeki insanlık dışı uygulamalarını bir kitap da kurgu bazında anlatmıştır. Okurken aklımızın dahi almadığı işkenceler karşısında hayretlere düşecek cinsten işkenceleri anlatır “Bir kadının Ruhuna Ağıt” kitabı.
 
Kitabın konusu Latin Amerika’da geçse de ülkemizde kadınlarımızın yaşadığı gerçeklikler en az kitap da ki kadar yalın ve nettir. Tecavüz işkencesi sistemin muhalif ve sosyalist yurtsever kadınları sindirmek, susturmak için uyguladığı bir işkence yöntemidir. Yıllardır devlet politikası haline gelen tecavüz işkencesinden söz de yargılamalar yapılmış olsa da hepsi de sonuçsuz kalmıştır.
Tecavüz işkencesinde sistem kadının öğretilmişliği üzerinden sosyalist ve yurtsever kadınları sindirmeye çalışmaktadır. Kuşkusuz özgür kadın bilinci bu coğrafya da geliştikçe sisteminde bu yönlü saldırısı boşa çıkacaktır.
Bir kadın tanırım Gebze hapishanesinde mahpustur. Belki çoğunuzun ismini dahi duymadığınız sosyalist bir kadın.
Muhabbet Kurt ismini duydunuz mu? Bilmem. 1998 yılında henüz 20 yaşında iken tutuklanır. Kurt’a gözaltında iken ağır işkencelerin yanı sıra tecavüz işkencesi uygulanır. Yılarca açıklamaz tecavüz işkencesini. Yıllarca, kim bilir hangi duyguları yaşamıştır yüreğinde. Çıkarıldığı bir mahkemede kendisine tecavüz eden İstanbul Terörle Mücadele Birimine bağlı Tim-4 ekibi hakkında suç duyurusunda bulunur. Onun suç duyurusu görmezlikten gelen Mahkeme heyeti “Polisler ifade almak için mi yoksa zevk için mi yaptılar" sorusunu Kurt’a yöneltir. İnsan onurunu hiçe sayan heyet, Kurt’u bu soru ile aşağılamaya çalışsa da asıl gerçek tecavüzün bir işkence yöntemi olduğunu bilmesine rağmen sorusu ile bunun bir devlet politikası olduğunu adeta ispat etmesidir. Kurt’un bugüne kadar yapmış olduğu suç duyuruları işe yaramaz. Sonuç çıkmaz. Ona bu işkenceyi yapan Tim-4 ekibi mahkeme karşısına dahi çıkmaz. Oysa Muhabbet Kurt’un 11 yıldır görülen davası 21 Ekim 2009 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sonuçlandırılır. Kurt’a müebbet hapis cezası verilir. O şimdi Gebze M Tipi cezaevinde baharı örüyor yaşamımıza. Tıpkı cezaevinde yazdığı kitaba ismini verdiği gibi. “İçimizdeki Bahar” kitabı bu yüzden bile okunmaya değer diye düşünüyorum. Yabancı ellerin bir kadının bedeninde gezmesinin ne olduğunu, bir kadın diliyle anlatıyor Kurt kitabında. Onu kendilerince karanlığa sürüklemeye çalışanlara inat gülümsüyor yaşama. Ona tecavüz edenlere inat gülümsüyor yenibaharlara. Bu yüzden dir ben Muhabbet Kurt’u “Bir kadının Ruhundaki Ağıt” adlı kitabın kahramanı Susana ile özdeşlendirmişimdir. Ülkeler ayrı olsa da kapitalist sistemin kadınlar üzerin deki politikasının aynı olduğunu bilirim.
İçimizdeki baharı kuşatmadan yarınları kuşatmamamızın mümkün olmadığına inanıyorum. Bu coğrafyada Muhabbet’ler var yüzlerce. Sistem tarafından yok edilmek istenen kadınlar.
Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü ülkemizin her yerinde kutlanacak. Biz sosyalist ve yurtsever kadınlar bu yıl yaşamın her alanında özgür kadın olma bilincini sokağa taşıyacağız. Taşırken unutmadığımız ve unutmayacağımız bir şey var ki oda Muhabbetçe öreceğiz yaşamın tüm renklerini.
 
 İHD Ankara Şube Başkanı
 
  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.