Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 11 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

 Belçika polisinin Roj tv baskını ve Remzi Kartal ve Zübeyr Aydar’ın da aralarında bulunduğu kürt siyasetçilerine yönelik tutumu bir çok açıdan düşündürücüdür.
Kar maskeleriyle Roj tv nin studyolarına yapılan saldırılar asla kabul edilemez şiddet sahneleri içeriyor. Bunun ne insan hakları ne de uluslararası hukuk normlarında yeri yoktur.

Emine Ayna: ‘Bu bir saldırıdır’

Ayağa düşmek!!! / Bülent GÜNDÜZ
Belçika polisinin Roj tv baskını ve Remzi Kartal ve Zübeyr Aydar’ın da aralarında bulunduğu kürt siyasetçilerine yönelik tutumu bir çok açıdan düşündürücüdür.
Kar maskeleriyle Roj tv nin studyolarına yapılan saldırılar asla kabul edilemez şiddet sahneleri içeriyor. Bunun ne insan hakları ne de uluslararası hukuk normlarında yeri yoktur.

 

Roj tv’ye yapılan bu barbarca saldırıda televizyon çalışanları tartaklandı, bir çok kişiye fiziksel şiddet uygulandı, milyonlarca euroluk hasar meydana getirildi.
Bu saldırının en yakıcı sonuçları ise saldırıyı ‘basın özgürlüğü’  çerçevesinde ele aldığımızda ortaya çıkıyor. Çünkü sebebi ne olursa olsun silahlı eyleme dönüşmediği sürece hiç bir basın ve yayın organı hiç bir kolluk kuvveti tarafından kontrol altına alınamaz. Saldırı yapılan yer bir şirket değildir, ticari bir mekân değildir. Sıradan bir emirle saldırıya kurban edilmeyecek kadar ulvi bir iş olan gazeteciliğin ve haberciliğin üssüdür. Hedef kitlesi ne olursa olsun halkın gözü, dünyaya açılan penceresidir.Bu ve bu tür kurumlara yapılacak müdaheleler dünyanın hiç bir ülkesinde kabul edilemez ve hükümetleri devirebilecek tepkilere sebep olurlar. Görünen o ki ekonomik ve siyasi çıkaralar devreye girince Kürtler, verilecek ilk  kurban konumunda oluyor.



28 kasım 1978 yılında Birleşmiş Milletler Cemiyetinin konuyla ilgili bildirgesi bize Avrupa’nın kendi kanunlarını bile bu ilişkiler uğruna nasıl çiğnediğini gözlerönüne seriyor: ‘4. Kitle iletişim araçlarının bu Bildiri’deki prensipleri geliştirme durumunda olabilmeleri için, gazetecilere ve kitle iletişim araçlarının diğer mensuplarına hem kendi ülkelerinde hem de yabancı ülkelerde mesleklerini yapabilmeleri için gerekli şartları güvence altına alan koruma sağlanır.’  Olayın vahameti ortadadır. Yorumu sizlere bırakıyorum.
Bu saldırılarda   Kürt halkı can damarından vurulmak istendi. Görünen o ki Avrupalılar, çıkarlar sözkonusu olunca Amerikalıların ve Türklerin ayağına düşecek kadar küçülebiliyorlar. Bu saldırılarla sadece sıradan bir basın ve yayın organı susturulmak istenmiyor; aynı zamanda mazlum halkların en meşru hakkı olan özgürlük talepleri de bastırılmak isteniyor. Uluslararası pazarlıklara kurban edilmek isteniyor. Avrupa makamları iyi bilmelidir ki Kürtler ne onlar gibi ayağa düşecek kadar onursuz  ne de ayak olacak kadar işbirlikçidirler.

Bu vesileyle 6 Mart Cumartesi günü Brüksel’de, Roj tv operasyonu ve Kürt siyasetçilerine yönelik başlatılan tutuklamaları protesto için bir miting düzenlendi. Bu yürüyüşü izlemek için ben de oradaydım. B.D.P Milletvekili Emine Ayna başta olmak üzere bir çok Kürt gazeteci ve sanatçısına konu  hakkında kısaca neler düşündüklerini sorduk:
Emine Ayna:Birincisi buna saldırı diyorum Şunun için saldırı diyorum.  Davalar,gözaltılar ve baskınlar suçun dellileri oluşur o delliler ışığınde  gözaltılar ve tutuklamalar gelişir.Ve o  deliller ışığında suçlamalar sabitlenir. Oysa Roj tv ‘ye resmen saldırı yapıldı örneğin kapanmadı Roj tv.Bu güne kadar defalarca hem mali açıdan hem siyasi anlamda davalar açıldı ve o davaların hiçbiri somutlaşmadı, bir şey ortaya çıkmadı. Ve o davaların hiç biri suçu kanıtlayan bir sonuca ulaşmadı. Şimdi de yapılan  basın bütün her şeyini çalışma olanaklarını ortadan kaldırıp, kapatmadılar ama çalışamaz kılmayı hedeflediler. Tüm bunlara baktığımız zaman Avrupa Birliği’nin demokrasisinin bile kadar iki yüzlü olduğu da açığa çıkmış oldu.


Bulent Gündüz: Basın özgürlüğü
Emine Ayna: Tabii Kürt sorunun geldiği nokta sadece Türkiye’nin sistemini demokrasisini vs Cumhuriyetini tartışmıyor. Artık aynı zamanda Dünyada liberal anlamda varmış gibi gösterilen demokrasinin de aslında demokrasi olmadığını gösteren bir noktaya gelmiştir. Bunu da açığa çıkaran bir noktaya gelmiştir.

En kötü tarafı da beni en çok üzen tarafı ise Ermeni tasarısının
Bülent Gündüz: Bu noktada şunu hemen sormak istiyorum sizce bu bir tesadüf müdür?
Yani bir taraftan Amerika Temsilciler meclisinde Ermeni yasa tasarısının kabulu yönünde sinyaller var diğer taraftan da Roj tv baskını ve Kürt siyasetçilerine yönelmeler.
Emine Ayna : Bu kesinlikle tesadüf değildir.Ermeni tasarısının görüşüldüğü gün böyle Belçika da Belçika’nın önemi Brüksel’in önemi Avrupa’nın başkenti olmasıdır. Demokrasinin başkenti sözde olmasıdır. Bu anlamda burada böyle bir olayın gerçekleşmiş olması çok bariz bir çekilde yine Kürtlerin devletlerarası siyasi ekonomik ilişkilere kurban edilmesi anlamına geliyor. Resmen kurbanlık seçildi. Kürtler yine devletlerarası ilişkilerde çıkar ilişkilerinde yine kurban edildi. Bunun başka bir anlamı yoktur, başka bir sonucu yoktur. Ama güzel tarafı nedir biliyor musunuz? Roj tv’nin bu kadar olanaksızlığa rağmen halâ açık olmasıdır. Halkın sahiplenmesidir. Halâ Kürt halkının herşeye ragmen mücadelesinin devam ediyor olmasıdır. Şunu unutmayalım. Önce Türkiye’de başladı Avrupa’ya sıçradı. Şunu asla unutmayalım: Kürtlerin mücadelesini bitirme, tasviye etme noktasında bu sistem eğer bu halkları ezen, sömüren, hakları yok sayan bu sistem başarılı olursa Kürtlerden sonra  diğer ezilenlere ve sömürülenlere sıra gelecektir. Bugün Roj tv’nin uğradığı, maruz kaldığı bu basın özgürlüğünün ihlaline sessiz kalan diğer basın kuruluşları şunu asla unutmasınlar. Rj tv, bağımsız ve özgürlükçü yayın yapan Rj tv nin kapanmasından sonra sanmasınlar ki  onlara sıra gelmeyecek. Sıra onlara gelir. Bu resmen ses kesme operasyonudur. Muhalif sesleri örtme ve kapatma operasyonudur. Hepimiz Roj tv’nin yanında olmak zorundayız.

Cahit Mervan: Tabii Roj tv’ye baskın, başta Kürt halkının Kurdistanda yaşıyan etnik ve inanç gruplarının haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırıyla Belçike demokrasisi ve Belçika hukuku feci şekilde zarar almıştır. Aslında tabii saldırının bu şekilde yapılması polisle televizyona girilmesi,teleziyonun bilgisayarlarına hardisklerine el konulması televizyonun yayın yapılamayacak hale getirilemesi insanlık için de bir dram oluşturuyor.Çünkü Roj tv sıradan bir televizyon değildir.
Kürdistan’ın dünyaya açılan penceresidir. Ben hep şunu söylüyorum eğer 1988 yılı 16 martında  Roj tv gibi bir televizyon olmuş olsaydı Saddam Halepçe gibi bir katliamı gerçekleştiremeyecekti .Çünkü Kürdistanda olup bitenleri olayları objektif bir gözle aktaran bir televizyondur. Bu nedenle Rj tv’ye yapılmış saldırı demokrasiye, insan haklarına yapılmış bir saldırı olarak düşünüyorum.
Ayrıca diğer saldırıysa Kongra gel başkanının ve KCK yürütme konseyi üyelerinin tutuklanması ise uluslararası bir planın olduğunu gösteriyor. Kürt özgürlük hareketini tasviye planı, ancak bu planın boşa çıkacağı kanısındayım. Çünkü  Kürt özgürlük hareketi çok badireler atlattı, bunu da atlatacaktır diye düşünüyorum.   
 

B.G :Peki Amerikadaki temsilciler meclisinin aldığı kararla bu operasyon arasında nasıl bir bağ kurarsınız?

Onun tabi bir alakası var. Zamanlamanın ona denk getirilmesi Türkiyedeki kamuoyunu yatıştırmaya yönelik.  Ama tabi Türkler ciddi bir kazık yedi bunu söylemek gerekiyor kelimenin gerçek anlamıyla
Temsilciler meclisinin aldığı karar tabi ciddi manada Türkiye açısından önemli çünkü siyasal bir karar Soykırımın Amerikada kabulü anlamını taşıyor. Yani bu, havuç toprak meselesi Amerikalıların yürüttüğü. Türkler bunu anlar mı anlamaz mı artık onların işi bizim işimiz değil,biz süreci anlamışız.

Mustafa Peköz: Şimdi bu operasyon Brüksel merkezli olan bir operasyondur. Peki Brüksel de ne vardır NATO vardır.  NATO merkezi de Brüksel’dedir.Ve dolyaısıyla bu operasyon aslında bir NATO operasyonudur. Ramses’in NATO genel sekreteri olması döneminde özellikle Türkiyeyle yaptığı pazarlıklardan biri  Kürt toplumsal hareketinin sesi olan özgürlüğü, demokrasiyi, barışı savunan Roj tv’nin mutlak bir şekilde kapatılması gündeme getirilmiştir. Bu anlaşmalardan bir tanesidir. Operasyonun bir parçasını bu oluşturuyor.Yani bu operasyonu doğrudan bir NATO operasyonu olarak adlandırmanın bir abartı olmadığını düşünüyorum.

Roj tv bugüne kadar yürüttüğü yayın politakasıyla Kürtlerin kulağı sesi oldu. Kürtlerin özgürlük mücadelesini, demokrasi mücadelesini, barış mücadelesini dünyaya tanıttı. Şimdi bunu kestirmenin yollarını arıyorlar. Bu aynı zamanda aslında  Avrupa’nın ne kadar iki yüzlü olduğunu, demokrasi yanlısı olmadığını, insan hakları ve özgürlüklerinden bahsedenlerin yeri geldiğinde hiç bir kural tanımadan  kendi yasalarını çiğnediklerini ortaya koyuyor. İnanıyorum ki Kürt toplumu, demokratik insanlar, yurtsever insanlar, aydınlar, entellektüeller, yazarlar  bu sürece sahip çıkacaklardır. Ve Kürt halkının üzerinde oynanan tasviye politikaları bir kez daha boşa çıkacaktır.Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada boşa çıkacaktır. İnanıyorum ki Roj tv’de bunu başaracaktır.

Brader: Türkiye’de demokratik açılımdan Kürt açılımından bahsediliyor. Kürt diliyle televizyon ve radyo yayınından bahsediliyor. Bakıyoruz Avrupa bunun tersini yapıyor. Kürtlerin sesini kesiyor. Televizyonlarını kapatıyor.  Kürt özgürlük mücadelesini söndürmek istiyor. Avrupa’nın böyle bir hakkı yoktur. Kürt halkı mazlumdur. Televizyonunu kapatıyorlar. Gazetecilerini tartaklıyorlar. Siyasilerini tutukluyorlar. Kürtler yine uluslarası siyasi oyunlara kurban ediliyor.
Kürt meselesi artık Kürtlerin beyinlerine ve yüreklerine kazınmıştır. Televizyonu kapatılsa ne olur. Bizi asıl acıtan Avrupalıların iki yüzlülüğüdür.  Bazen soruyorum kendime ‘acaba bizden Selehattin Eyübi’nin acısını mı çıkartıyorlar diye’
cinepotamya@yahoo.fr

 

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.