E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 8 oy)
19 Şubat, 2010 01:43:00 | H.Çınar Deniz
Bazen kendinize sorduğunuz tüm sorular cevapsız kalır. Cevap aradığınız her soru başka bir soru yaratır. Sorular çoğladıkça cevapları da zorlaşır. Hayat bazen tuhaflaşır. Tuhaflığının nedenini buluncaya kadar bir de bakmışssınız sizde tuhaflaşmışsınızdır. İç dünyanıza yaptığınız her yolculuk bazen sonsuzluğa doğru akar. Yolculuk uzadıkça uzar. Uzadıkça bazen çekilmez olur.
Son yıllarda bunu çok yaşadım. Kendime soru sora sora sorukolik oldum. Birde soruların cevaplarını bulabilsem rahatlıyacağım. Ama gelin görün ki sorduğum soruların çoğu cevapsız kalıyor.
Siz siz olun kendinize çok soru sormayın. Soru soruyu açar sonra da anahtarı olmayan bir kapının ardına gizlenmiş cevaplara takılır kalırsınız.
Bir arkadaşımı aradım geçenlerde. Tanınan biri. Biraz akıl danışayım dedim. Danışmaz olaydım. Beni cevapsız sorularımla başbaşa bırakmak için elinden geleni yaptı.
Dedim biraz akıl ver bana. Uzun bir süre düşündükten sonra, ‘Bende olsaydı başım gözüm üstüne’ dedi.
Şaşırdım! Kendi halimi bırakıp onu düşündüm. Baktım olmuyor başka bir arkadaşı arıyayım belki onda vardır dedim. Ondan da ona benzer bir cevap aldım.
Birkaç arkadaşı daha aradım benzer cevaplar aldım.
Kar yağıyordu. Beyazlaşmış doğanın güzelliğinde ‘haline şükret’ dedim.
Şükr ettim etmesine de beni tatmin etmedi.
Çok uzaklardan bir ses duydum.
-Artık kimseyi arayıp akıl isteme ,
-Neden?
-Bu devirde aklını doğru çalıştıran insan bulman zorda ondan.
-Yani herkes çıldırmış mı.
-Henüz değil ama yakında herkes çıldıracak.
-Peki ya sen? Sendemi çıldıracaksın?
-Ben çoktan çıldırdım bile.
Ses kesildi. Etrafıma baktım kimsecikler yoktu.
Bu yazı çokmu bunalım koktu?
Siz yinede çok takmayın şu çıldırma meselesini hayat herşeye rağmen güzel ve her sorunun mutlaka cevabı vardır.
Ama yine de kendime soru sormaya devam ediyorum ve sordukça cevaplarını bulmakta güçlük çekiyorum.
aktueldiye@hotmail.com
Yorum Yaz
Yorumlar (8 Yazılmış)
-
Gönderen Şeyda Gulfiroş , 19 Mayıs, 2010 00:11:50Rojbaş. Bu siteyi ikinci ziyaretim. Birkaç köşe yazısı okuma zamanım oldu. Okuduğum yazılardan biri sizin " Hayat mı tuhaf, ben mi?" adlı yazınız idi. Bahsi geçen yazıyı okuduktan sonra yazıya dair birkaç görüşümü sizin paylaşmak istedim. Umarım kritik yapılmasından rahatsız olan yazarlardan değilsinizdir. Yazarlığın vermiş olduğu hoşgörünüze dayanarak birkaç hususa değineceğim. Yazınız sorular ve soruların cevapsızlığıyla ilgili yapılan vurguyla başlamış ve bireyin kendisini sorgulamasını esas alan iç yolculuklarla devam etmiş. İlerleyen cümlelerde yazı sorular karşısındaki cevapsızlığa yani çaresizliğe değiniyor. Buraya kadar yazı normal ilerlerken, birdenbire ileri görüşlü bir aydından beklenmeyen bir tutum sergilenmeye başlanmış. " Siz siz olun kendinize çok soru sormayın. Soru soruyu açar sonra da anahtarı olmayan bir kapının ardına gizlenmiş cevaplara takılır kalırsınız." Bu nasihat ile işin rengi değişiyor. Sorusuz yaşam olmaz. Felsefenin temeli soru sormaktır. Soru sormamayı önermek, felsefesizliği dolayısıyla verili düşünce ve inanç kalıplarını önermektir. Soru sormamak sorgulamamaktır dolayısıyla statükoculuktur. Verileni kabul etmek ve varolanla yetinmektir. Zaten yazınızın ilerleyen aşamalarında bu önermeyi açıkça yapıyorsunuz :" Beyazlaşmış doğanın güzelliğinde ‘haline şükret’ dedim." Böyle bir düşünce yapısı bireyi gelişim ve değişimden uzaklaştırır. Ve bana göre bir yazarın (ki yazarlar toplumun düşünce takımıdır) okuyucalarına aktaracağı son şey olmalıdır. Ayrıca değinmek istediğim bir nokta daha var. "-Artık kimseyi arayıp akıl isteme , -Neden? -Bu devirde aklını doğru çalıştıran insan bulman zorda ondan." Birinci cümlede, kimseden akıl istememeyi önermişsiniz. Bana göre bu da üstte bahsi geçen düşünceyle bağlantılı. Yani soru sormamakla. Kimseden akıl istememek; birincisi, kendini yeterince akıllı görüp, diğer insanların akıl istenecek derecede akıllı olmadıklarını düşünmektir ki bunu bir sonraki cümlenizde gayet açık bir biçimde belirtmişsiniz. Sanırım bunun diğer adı da "ukalalık" oluyor. (Sizi tanımıyorum ve üzerinize alınmanızı istemem. Ben sadece cümlelerden yola çıkarak ben de yarattığı izlenimleri aktarıyorum.) Öte yandan kimseden akıl istememek, diyalogsuzluğu yaratır. Bunun beraberinde yaratacağı ilişki biçimini düşünmek bile istemiyorum. Ben " Akıl akıldan üstündür" sözüne inanıp, isteğimiz sonucu alamazsak da tartışmanın yararlı ve gerekli olduğuna inananlardanım. Aksi halde sizin ve diğer yazarların yazı yazmalarına ve bizim de okumamıza gerek kalmazdı. Sonuçta siz yazı yazarak bir düşünce beyan ediyorsunuz ve biz de bundan yararlanmaya çalışıyoruz. Yorumu çok uzatarak canınızı sıkmak ve sabır sınırlarınızı zorlamak istemem. Ama sanırım anlatmaya çalıştıklarım genel olarak anlaşılıyor. Çalışmalarınıza başarılar ve size bol sorulu zamanlar dilerim. İyi günler.
-
Gönderen AYŞENİMOOO, 11 Mayıs, 2010 00:14:00SELAM; Yazını çok geç okumuş olmakla birlikte benim uzun süredir yaşadığım hatta bugün can bir dostla da konuştuğum konuya neredeyse birebir uyuyor. Demek ki günümüz insanı ve yaşadığımız dünya bazı insanları böyle düşünmeye, hissetmeye itiyor...Senin yazdığın yazıdaki aynı şeyleri hissediyorum,delirmemek için uçurumun kenarından gidip gidip geliyorum. Ama sen bunun sebebinin kendine sorduğun soruların yanıtını bulamamak olduğunu söylemişsin. Bence belki de sorduğun soruların yanıtını bulmak ve o yanıtta umuda dair, iyi ve güzel şeylere dair bir şeyler bulamamak olmasın...Bir daha sorgulamayacağım demişsin ama tekrar gözden geçirsen bulduğun sorular da canını sıkmış olabilir. Çünkü benim sorunum bulduğum yanıtlarda gizli!!! Bugün konuştuğum arkadaşım bana "Kapitalizm insanların ruhunu da tutsak aldı artık" demişti çıldırmanın ucuna geldiğimi söyleyince... Durum bu... Belki yanlış yorumladım yazını belki senin söylemek istediklerin tamamıyla başka şeyler de olabilir, ya da ne bilim gerçekten yanıtını bulamadığın sorular da vardır canını sıkan... Yazını keyifle okudum ve kendimi buldum... Saygılar...
-
Gönderen duman , 22 Mart, 2010 13:27:21bence insan icen de gelini yazmasi cok guzeldir dogal yasamayi herseye tercih ederim
-
Gönderen yusuf, 12 Mart, 2010 00:27:16ben yazar ın söylediklerine katılıyorum olaya objektif bakın siz de yaşıyosunuz ama farkına varmak istemiyorsunuz ne demiş nitzche umut kötülüklerin en kötüsüdür işkenceyi uzatır
-
Gönderen sabri, 24 Şubat, 2010 11:14:14Bu yaziyi hic yakistiramadim.SIKINTIDAN yazdim misali.oysaki cok daha guclu yazilar beklerdim.
-
Gönderen fatih , 21 Şubat, 2010 20:40:14(gülüşüne kurşunlar sıksada ölüm unutmaki umuda kurşun işlemez gülüm ) sevgili dostum bu sözü ilk senden duydugumda çok etkilenmiş ve çok hoşnut olmuştum umuda bu kadar itiyacımız oldugu bu günlerde biraz yardımcı olabilir yada sana bir ayetle daha yardımıcı olayım (Zümer / 36) Ve sen yine denendiğinde ve yine kalbin daraldığında ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde....Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını ! ALLAH kuluna kafi değil mi.
-
Gönderen batone, 21 Şubat, 2010 18:23:23SLM YORUMUN COK ETKILEYICI AMA TERSINE DUSUNDUKCE MALESEF DUSUNDUGUM SEYE DEGIL BASKA SORULARA BULUYOM BASARILAR
-
Gönderen tujo, 20 Şubat, 2010 09:49:20sayin deniz sordugun sorulari tahmin ediyorum bu cok olumlu bir durum sen yine kendine soru sormaya devam et (cevabini bulmasan bile ) dusunsene kendisine soru soramayacak kadar kotu durumda olanlari dusunsene selamlar



