Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image
 

Her gün yüzlercesini, hatta binlercesini çiğneyip tükettiğimiz sözcükler, insanlar için ana kaynak gibidirler. Çok derinlerden, ulaşmamız mümkün olmayan yerlerden beslendikleri gibi, aynı zamanda hayatımızı da kolaylaştırırlar. İmkânsıza olanak tanırlar. Hayallerimizi kodlayıp adlandırır, imge zihnin edimlerine yeni boyutlar katarlar. Özgürlük bilincine semboller bağışlar, sırların sıra dışı, akıl dışı, karmaşık yüzünü dingin sahillere vardırırlar. En önemlisi zihnimiz ile hayat arasında yıkılmaz köprüler kurarlar,

 

Dolayısıyla tanrıyı ete kemiğe büründüren de sözcüklerdir, geçmişi gelecekle buluşturanda. Aşkın, hüznün ve melankolin dili de sözcüklerdir, acının, özlemin ya da öfkenin de.

 

Ama tüm bu zenginlikler, nihayetinde düşünme yetisine bağlıdır. Düşünme yetisinin niteliğini belirleyen ise bir anlamda hafızada birikmiş sözcüklerin azlığı ya da çokluğudur. Zihnin duvarlarına hapsolmuş kavramlar, imgeler, simgeler, çıkarsamalar, tez veya sentezler düşünme yetisinin zihinsel sürecini kanıtlarken, bize aynı zamanda insanın hayatla bağını gösterir. Bu yüzden insanların kaç sözcükle konuştukları, hayatın karmaşık sorunlarına kaç sözcükle çözüm buldukları önemli bir araştırma konusudur.

 

Bir araştırmaya göre Shekespear elli bin sözcükle yazmış eserlerini. Victor Hugo yirmi binden fazla sözcük kullanmış romanlarında. Öte yandan Meclis’te, milletvekillerinin bulunduğu mekânda iki yüz- üç yüz sözcüğün kullanıldığı iddia edilmektedir. Bir ülkenin kangrene dönüşmüş sorunlarını üç yüz kelime ile çözmek, hayli kolay bir iş olsa gerek. Bilişim çağının toplum üzerindeki yansımalarını da ne yazık ki bu kıtlıkla aynı oranda. Tv’lerde konuşan insanları birkaç dakika dinlemek bile bu gerçeğin görünmesi için yeterli bir süre. Ne sorulursa sorulsun, “süper”, “müthiş”, “yani” diyerek yanıtlayan bir kuşakla karşı karşıyayız. Mecliste “vatan”, “millet” sözcükleri, Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin tüm sorunlarını çözmeye yetiyor artık! Bunun nedeni herhalde “Türkün Türkten başka dostunun olmaması ya da bir Türkün dünyaya bedel olması” değildir. Daha ciddi bazı nedenleri olmalı.

 

Sözcüklerle cümle kurup bu cümlelerle düşüncelerimizi ifade ettiğimize göre, nihayetinde sözcüklerle ilişkimizi bir önermeye vardırmak zorundayız. Zira sözcükler düşünceyi, duyguları ya da bunların tercihini resmetmektedir. Bu da kişisel ifade eyleminin ta kendisidir.

 

Bir de bunun aksini düşünelim. Yani sözcükleri kıt olduğu için cümle kuramayan, cümle kuramadığı için düşünsel önermelerde bulunamayan, dolayısıyla kişisel ifadeden yoksun olan insanı… Böyle bir insan ya da topluluk, kalıplara, ezbere, verilenlerle sınırlı bir ifadeye sarılmak zorunda kalır. Bu durum bir aşamadan sonra bireyin kendi tercihi olmaktan da çıkmış olur.

 

İktidar, beş bin yıldır bu amacın peşindedir. Gerçeğe ilişkin kavrayışla mücadele onun varlık gerekçesidir. Ona göre, tebanın düşünmesine gerek yoktur. Hatta ciddi bir risk taşıdığı için suçtur. Çünkü o bizim yerimize zaten düşünmektedir.

 

Bu noktada bilişim çağı iktidarlar için bulunmaz bir fırsattır. Hiçbir çağda, zihin bu denli kuşatılmamıştır çünkü. Derinlemesine ve sistematik bir şekilde akla, zihne, onun ürettiği ifadeye sızan iktidar, amacına ulaştığı için “özgürlükten” söz ediyor.     

 

Buna karşı direniş elbette çok boyutludur. Ama her gün bir tek sözcüğü bile hafıza havuzuma katma inadı küçümsenmesi gereken bir kalkıştır.

 
Sözcükler inat ettikçe hayat renklenecek, güzelleşecek ve anlam bulacaktır. Görünenin ötesine sırların sislerden arınmış yüzüne ulaşmak için, bedel ödense bile buna değer.
  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (3 Yazılmış)

  • Gönderen RUZGAR, 02 Eylül, 2010 17:27:22
    mrh edip gerçekten yazıların çok güzel özelikle ma ülkesi diyecek yok
  • Gönderen kawa, 22 Şubat, 2010 17:33:47
    merhaba edip,yazını yayınlandığı ilk gün okudum.yorumu yazıyodumki bilgisayar arza yaptı, bugün tekrar yazıyorum.yine özgün bir konu bulmuşsun,tebrikler.ma ülkesi kitabında geldi, doğrusu hala okuyamadım,en kısa sürede okuyacam. seni kutluyorum,en içten duygularımla selamlıyorum. keşke yanına gelebilme koşullarını oluşturabilseydim,çok isterdim...
  • Gönderen rojhat, 17 Şubat, 2010 19:54:05
    bence cok abartılı sekilde fazla sozluk kullanmak karsındakini hor gormektir
© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.