Bu yazıyı beğendiniz mi?

(toplam 3 oy)

Arşiv

Pt Sa Ça Pe Cu Ct Pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

image

‚Kürt Açılımı‘ tartışmaları başladığından bu yana dikkatimi çeken üç gelişmeyi paylaşmak, sizin de dikkatinize sunmak istiyorum.

Bunlardan ilki İran, Irak ve Suriye Kürtlerinin sürece gösterdikleri yakın ilgidir. Yaz aylarında Avrupa’nın birçok ülkesinde 10’dan fazla toplantıya katıldım. Bu toplantılarda eskisinden çok farklı gelişmelerle karşılaştım.

Eskiden Kürdistan’ın diğer parçalarından gelmiş Kürtler, Türkiye’nin Kürt sorunuyla ilgili  toplantılarına pek rağbet etmezlerdi.

Bunların katılımı yıllardır hep düşük seviyedeydi. PKK’yle ilişkisi olmayanlar bu tür toplantılara gelmezlerdi. Ancak şimdi geliyor, tartışmalara da aktif olarak katılıyorlar.

Sürec yakından izliyorlar. Söylediklerinden bu anlaşılıyor. Türkiye’de olup bitenleri o kadar çok yakından izliyorlar ki hayret ediyorum. Onları dinledikçe yer yer süreci kaçırdığım duygusuna bile kapılıyorum.

Bir dönem İran Kürdistanı Demokrat Partisi’nde çalışmış Hollanda vatandaşı olan,  Türkiye’de de küçük çaplı yatırımları bulunan işadamı bir tanıdığa bu ilginin nedenini sordum.

Özetle şunları söyledi;

‘Kürtlerin ve Kürdistanı’n özgürleşmesnin önündeki tek engel Türkiye’ydi. Türkiye yalnız kendi Kürtlerine karşı değil, İran, Irak, Suriye Kürtlerine karşı da mücadele etti. Bu ülkelerin rejimlerini Kürtlere karşı sahiplendi. Ancak artık koşulllar değişti. Türkiye Irak’ı kaybetti.  İran ile Suriye’nin geleceği de parlak görünmüyor. Bu rejimler değişecektir. Kürtler yakın sayılır bir gelecekte  özgürleşecektir.’

‚Türkiye bunu önleyemeyeceğini biliyor. Direnmeye devam etmesi halinde kendi geleceğini riske edeceğinin de farkında.  Bu yüzden politika değiştiriyor. Kürtlerin önünden çekilmek, geçmişin acı hatıralarını silmek ve böylece yeni dönemde Kürtleri yanına çekmek istiyor. Kürtler de  Türkiye’yle yakın ilişkiler kurmak istiyor. Sürece ilgi buradan kaynaklanıyor.‘

‚Kürt Açılımı‘ sürecinde dikkatimi çeken ikinci şeyse, PKK’nin öncülük ettiği Kürt mücadelesine bugüne kadar arka çıkmamış, karışmamış, hatta karşı çıkmış bir kısım Türklerin harekete geçmesi, çözüm sürecine destek vermesidir.

Kaldı ki Türkiye’deki çatışma ve ayrışma Avrupa’ya da taşınmış ve  burada ciddi gerilimler üretmiştir.

Geçen yıl bu zamanlar Almanya’da neredeyse ilkokul düzeyine inmiş Kürt-Türk çatışmasının nasıl önlenebileceğini tartışıyorduk. Yalnız Almanya’da değil Avrupa’nın birçok ülkesinde Türklerle Kürtler arasındaki gerilim giderek yükseliyor, kitlesel çatışma eğilimleri gösteriyordu.

‚Kürt Açılımı’yla birlikte Kürtlerden Türklere, Türklerden de Kürtlere doğru bir ‚açılım‘ın yaşandığı gözleniyor. Avrupa’da yaşayan birçok Türk aydını ‚barışçıl çözüm‘ çağrısı yapıyor. Bir çoğu bulunduğu yerde bu amaçla yapılan etkinliklere katılıyor. Yeterli olmasa da dikkate değer bir hareketlilik yaşanıyor.

Geçen Cumartesi günü 17’incisi yapılan Kürt Kültür Festivali‘ne Türk gençlerinin katılması bu açıdan önemliydi. Bazı Türk gençleri Kürt arkadaşlarıyla birlikte ilk defa Kürt Festivali’ne katılmışlardı.

Eskiden festivale sadece ‚Kürt dostu‘ diye tanımlanan Kürt kurumlarıyla ilişkisi olan Türkler katılıyordu. Şimdi geçmişte Kürtlerden uzak duran Türkler de katılıyor.  Bunlardan bazılarıyla konuşma olanağım oldu. Süreci destekliyor, gasp edilen Kürt halklarının verilmesi gerektiğini söylüyorlardı.

Kürt Açılımı‘ tartışmaları başladığından bu yana dikkatimi çeken üçüncü şeyse, bu olumlu gelişmelere karşın, AKP’ye duyulan ‚güven‘in artması gerektiği yerde azalmış olmasıdır!

‚Devlete güvenden‘ söz etmiyor, söz etme gereği bile duymuyorum. Çünkü, böyle bir şey yok. Kimse devlete güvenmiyor. Ancak Kürt halkı haklı olarak AKP Hükümeti’ne  de güven duymuyor. Son yedi yılda yaşananlar güven duymayı zorlaştırıyor.

 ‚Kürt Açılımı’nın önce ‚Demokratik Açılım’a, sonra da ‚Milli Birlik Projesi’ne dönüşmesi, can kaybına yol açan askeri operasyonların devam etmesi ve  DTP’ye yönelik tutuklamaların hız kesmemesi varolan güvensizliği daha da derinleştiriyor.

Lafa değil icraata bakan Kürt halkının hükümete güven duyabilmesi için somut adımların atılması gerekiyor. Kısa sürede bazı somut adımlar atılmasa; gerillaya ve DTP’ye yönelik operasyonlar durmasa Kürtlerin PKK üzerindeki ‚misilleme‘ baskısı artacaktır. Bu da sürecin kesilmesini ve yeniden kan dökülmesini kaçınılmaz kılacaktır.

Öte yandan Kürt halkı sürecin kesilmesi halinde faturayı tek başına AKP’ye kesmeyecektir.  Toplantılarımızda açıklanan görüşler halkın faturayı AKP kadar CHP’ye de keseceğini gösteriyor.  Kürt halkı sorunun çözümü için köklü değişimlerin gerekli olduğunu biliyor.

AKP’nin tek başına bunun üstesinden gelemeyeceğini, CHP’nin desteğinin şart olduğunu da görüyor.  CHP’nin  tutumuysa halkta  nefret duygusu yaratıyor. Fakat bu aynı zamanda CHP’den beklentilerin ne denli yüksek olduğunu da gösteriyor.

Kürt Açılımı‘ tartışmaları başladığından bu yana dikkatimi çeken bazı başka gelişmeler de var. Fırsat buldukça onları da yazmayı düşünüyorum.

16.09.09

gunayaslan@hotmail.de

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Yaz comment Yorumlar (0 Yazılmış)

© 2009 aktuelbakis.org, All rights reserved.