E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Son gelişmelerle birlikte bölgemizde kritik bir süreç başladı.
Amerikan askerlerinin Irak‘tan çekilmesini öngören anlaşma nihayet imzaladı. Irak Parlamentosu’nun da anlaşmayı onaylaması bekleniyor.
2009 yılıyla birlikte Amerika Irak’tan çekilmeye başlayacak. Amerika’nın Irak’ı tamamen terk etmesi düşünülmüyor ancak ülkede inisiyatif ağırlıklı olarak Irak Merkezi Yönetimi’ne geçecek.
Tabii o zamana kadar Bağdat’ta merkezi bir yönetim kalabilirse.
Kalamayabilir çünkü, Sunni ve Şii Araplarla Kürtler arasında ‚Amerika sonrası‘ için ciddi sorunlar ortaya çıkmış durumda.
Irak’ı paylaşım savaşı giderek kızışıyor.
Üç kesim de kendi bölgesini ve çıkarlarını büyütmenin savaşını veriyor. Buna uygun hazırlık yapıyor.
Elbette bölge ülkeleri de boş durmuyor. Türkiye ve İran gibi Suudi Arabistan ve Suriye de süreci yakın takibe almış bulunuyor.
Türkiye ile ‚İran ‚kilit ülke‘ olarak öne çıkıyor
Amerika’nın çekiliyor, Iraklı Kürtlerle Araplar arasındaki ‚rekabetin‘ de çatışmaya doğru evriliyor olması ciddi anlamda yeni sorunlar yaratıyor.
Irak’ın geleceği Türk, Kürt, Arap ve Fars halklarını yaşamsal anlamda ilgilendiren bir sorun olarak önümüzde duruyor.
Kolay çözüleceğe de benzemiyor.
Öte yandan Amerika, Türkiye ile Irak Kürtlerini uzlaştırmada mesafe almışa da benziyor. Türkiye-Irak Kürdistanı ilişkileri gelişiyor.
Türklerle Iraklı Kürtlerin ilişkileri geliştikçe, İran- Türkiye rekabeti de kızışıyor. Türkiye gibi İran da Kürtlerin Amerika sonrası kendi başlarına ayakta kalamayacaklarını biliyor. Türkiye bıraksa İran, Irak’ın güneyi gibi kuzeyini de nüfuzu altına alacak. İran bıraksa Türkiye de Musul ve Kerkük‘ü almaya kalkacak.Henüz yolun başındayız ve çok şey net değil. Ayrıca Amerika’nın Irak’taki askeri üslerini Kürdistan‘a kaydırması da söz konusu. Bu ABD himayesinde bir Kürt devletinin kurulması anlamına gelecektir. Fakat bugünden görülen Türkiye ile Amerika’nın Irak’ın özellikle de Kürtlerin geleceği konusunda uzlaştıklarıdır. ABD, TC ve Iraklı Kürtler arasında bir uzlaşma zemini yakalanmıştır.
Elbette bunun ciddi sonuçları olacaktır. Eğer Türkiye’ye Kerkük petrollerinden pay verildiyse ve eğer bölgenin uzun vadede Türkiye’ye entegre edilmesi düşünülüyorsa –ki bunun işaretleri var- o zaman Türkiye’nin Kürt politikası değişecektir.İlk olarak da çeyrek asırdır devam eden savaş sona erdirilecektir. Geçen yıl ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanlarından David L. Philips bir plan hazırlamıştı. ‘‘PKK’nin Silahsızlandırılması, Demobilize Edilmesi ve Topluma Yeniden Kazandırılması” başlıklı plan bugüne ışık tutuyor.Planla,‘‘Türkiye’nin Irak Kürtlerini muhatap alması, kısmi af çıkarması, legal siyasetin önünü açması, kültürel hakları tanıması ve bölgede ekonomik yatırımları arttırması karşılığında PKK’nin silah bırakması’ amaçlanıyor. ‘’PKK silah bırakmaması halinde ise her türlü araç kullanılarak tasfiye edilmesi’ hedefleniyor.Geçen hafta Ankara’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Terörizmle Mücadele Koordinatörü Dell Dailey bu plana ilişkin sürecin diplomatik boyutunu yönetiyor. Yine geçenlerde ‘sürpriz’ bir şekilde Ankara’ya giden ve Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’la görüşen Irak'taki Amerikan birliklerinin komutanı ‚Çuvalcı General‘ Raymond Odierno ise işin ‚askeri‘ boyutuyla ilgileniyor.Avrupa’da benzer şeyler söylüyor. Merkezi Fransa’da olan Avrupa Güvenlik Ajansı (ISS) geçenlerde yayınladığı raporla sürece katıldı. Ajansa göre, ‘‘sorun askerî çözümlerle değil ancak müzakere yoluyla çözülebilir, PKK barış istiyor ve silah bırakmaya hazır ancak, bunun için Türkiye kapsamlı bir af çıkarmalı ve Kürt kimliğini tanımalı.‘‘ Avrupa Güvenlik Ajansı da tıpkı Amerika‘nın raportörü gibi, ‘‘eğer PKK bu planı reddederse, ondan kurtulmak için Türkiye'ye yardım etmek gerekir‘ diyor. Barzani de planı destekliyor. Barzani geçmişte her fırsatta, ‘önce PKK’ye barışçıl bir planın sunulması gerektiğinin‘ altını çizmiş ve ardından da, ‚PKK bunu reddederse devreye gireriz‘ demişti.Görüşmeler hızlandığına göre herşeyden önce Türkiye’nin bu planı kabul ettiğini söylememiz gerekiyor. Türkiye planı reddetmiş olsaydı, kanımca PKK’yle müzakere etmenin de bir anlamı olmazdı. Eğer öyleyse bir uzlaşma zemini bulunacağı kanaatindeyim. Yoksa eğer sadece Irak Kürtlerine bir takım ekonomik ve siyasal avantajlar sağlama karşılığında PKK tasfiye edilmek isteniyorsa plan bozulur. Görüşmelerden olumlu sonuç çıkmaz. Son gelişmelerle birlikte çeyrek asırdır süren savaşta son dönemece girildiğini söyleyebilirim. Amerika’da, Avrupa’da, Türkiye‘de Irak’ta, Kürdistan‘da ve İran’da konuyla ilgili görüşmeler yapılıyor.; bölgenin geleceği tartışılıyor. Kritik süreç başlamış bulunuyor. Duyarlı ve dikkatli olmak gerekiyor.
www.gunayaslan.com



