E-bülten
Haberlere abone olun:
Bu yazıyı beğendiniz mi?
(toplam 13 oy)
10 Mart, 2010 12:56:00 | Cahit Mervan

İlk Kürt televizyonun uydu üzerinden yayına başlamasının üzerinden tam 15 yıl geçti. MED TV Kürtlerin 'ilk göz ağrısı' olarak yayına başladığı zaman sadece biz değil birçok insan kelimenin gerçek anlamıyla bunu bir 'devrim' olarak nitelemişlerdi. Hatta MED TV, yeni bir 'ulus' yaratıyor, şekillendiriyor diyenler de vardı. Bu tespitler doğru ve yerinde tespitlerdi.
İlk kez tarihte Kürtler ve Kürtlerle birlikte 'ötekileştirilenler' kendi dillerinde bir televizyon aracılığıyla haber alma hakkını kullanmaya başladılar. Bu Kürtler açısından olduğu kadar, Kürtleri ve Kürtçe'yi inkar edenler açısından da yeni bir durumdu.
Kürtleri dolayısıyla Kürtçe'yi inkar edenler bu durumu bir türlü kabullenemediler. MED TV'nin ve onu takip eden diğer Kürt televizyonlarının yayınını engellemek için canla başla çalıştılar.
Rüşvet verdiler, şantaj yaptılar. Kürtlerin kendi dillerinde haber alma hakkını, kendi kültürlerini koruma ve yaşatma hakkını ellerinde almak için çuvallar dolusu yeşil dolar dağıttılar.
Uyduya korsan bir şekilde sinyaller gönderip yayını engellemeye çalıştılar; devlet olmanın getirdiği olanakları sonuna kadar kullandılar. Türkiye'yi pazarlayarak, parça, parça satışa çıkararak ROJ TV'yi 'karartmaya' çalıştılar. Geçmişte Mehmet Ağar'ın bin operasyonu gereği yaptılar. Tıpkı 1996 yılında MED TV stüdyolarının saldırıya uğramasında olduğu gibi. Şimdi ise 'açılım' aldatmacası altında yapıyorlar.
Bu saldırılara şaşıranlar var. İzah etmekte güçlük çekenler var. 11 Aralık'ta DTP'nin kapatılmasında, Ahmet Türk Ve Aysel Tuğluk'un parlamento dışına itilmesinde olduğu gibi ROJ TV, KNK ve BDP Avrupa Bürosu'na yapılan son saldırı da Kürtlerin iradesine, kendi geleceklerini belirleme hakkına, kolektif hak taleplerine yapılmıştır.
Kürtlerin kalbine kurşun sıkılmıştır. ROJ TV baskınıyla her Kürt aşağılanmış, yaralanmıştır. Bütün Kürtlerin dünyada ayağa kalkmasının nedeni de budur.
Çünkü ROJ TV ile onun izleyicisi arasındaki bağ öyle sıradan bir bağ değil. ROJ TV tıpkı MED TV, MEDYA TV gibi her Kürt ailesinin bir ferdi gibidir. Kürt evinin olmazsa olmazıdır.
İlk Kürt televizyonu MED TV 'karartıldığı' zaman, 1992 yılında Diyarbakır'da uğradığı saldırı sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve 2003 yılın mart ayında Almanya'da yaşamını yitiren gazeteci arkadaşımız Burhan Karedeniz 'Bugün her Kürdün evinden bir cenaze kalktı' demişti.
Bundan daha vurucu hangi cümle Kürt televizyonunu, Kürtçe yayın yapan bir televizyonu, onun ait olduğu yeri anlatabilir ki? Anlatamaz. Çünkü ROJ TV de MED TV gibi cümbüş çalmak için kurulmuş bir televizyon değil. Saldırının, susturulmak istenmesinin, ona karşı sınırsız ve ahlaksız saldırının, terörün nedeni de budur.
Ancak Kürt hareketini ve onun ortaya çıkardığı kazanımları tasfiye etmek isteyenler bir kez daha yanlış hesap yapmaktalar. Ekilen her rüzgarın mutlaka biçilecek bir fırtınası vardır. Diyarbakır-Bursaspor karşılaşmasında yaşanan 'gerginlik' bunun habercisidir.
Çünkü bu son saldırıyla iş başka bir noktaya doğru kaymıştır. İş artık sadece Kürtlerin kendi geleceklerini belirleme, kolektif haklarını elde etme sorunundan öteye bir onur sorunu olmuştur. Kürtler hem içte hem de dışta rencide edilmiş, aşağılanmış, onurları kırılmıştır. Diz çökmeyen Kürdün kellesi koparılmak istenmektedir.
Bu nedenle hiç kimse, ne adına olursa olsun Kürtlere 'Aklınızla neden öfkenizi kontrol altına almıyorsunuz' telkininde bulunamaz. Bulunmamalıdır. Bugüne kadar Kürtler akıllarıyla öfkelerini kontrol etmeye çalıştılar. Şimdi her Kürt şunu soruyor; peki neye yaradı?
Kaldı ki bu kadar zülüm ve aşağılanma karşısında niye etsinler ki? Ne adına, kimin için? Demek ki akılla kontrol adına alınmış öfke, para etmiyor.
Şimdiye kadar Kürtler akıllarıyla öfkelerini kontrol etmeyi becerdiler. Acaba bu zincirleri bir serbest bıraksalar, öfkeleri akıllarını kontrol etse ne olur? Madem zulüm, aşağılanma, onursuzlaştırma, teslim alma, diz çöktürme politikası tavan yapıyor, bırakın öfke de tavan yapsın.
Sonuçlarını mı? Bırakın onu da Kürtlere karşı sınırsız düşmanlık yapanlar düşünsün.
CAHİT MERVAN
selasor@hotmail.com



