E-bülten
Bu yazıyı beğendiniz mi?

Gomanweb Sitesi yazarlarından Sayın Fikret Yaşar’ın 29.11.2008 günü yayınlanan ‘DTP VE KADIN KOTASI” başlıklı yazısında; Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları Hakkari, Wan gibi il ve ilçelerinde, DTP’nin kadın belediye başkan adayı göstermesinin “şartlar henüz olgunlaşmamış” gerekçesiyle eleştirmektedir. Tanıdığım iki Kürt arkadaşımla konuyu kısaca tartışmaya çalıştım. Ancak, bu arkadaşların da Sayın Yaşar’ın düşüncelerini onaylar nitelikte olduklarını görünce, hayret ettim ve şaşkınlığımı gizleyemedim.
Bilindiği üzere, yine bu günlerde erkeklere çok eşlilik izni veren yasa oy çokluğu ile Kürdistan Parlamentosu tarafından kabul edildi. Buna karşı ilk tepkiyi DTP’li kadın milletvekilleri gösterdiler. Hatta, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır bir kısım partili arkadaşlarıyla birlikte konuyu araştırmak üzere, Sayın Barzani ile bir görüşme yaptılar. Ne kadar etkili olduklarını bilmiyorum, ancak doğru bir girişim olduğunu söyleyebilirim.
Kürt yerleşim birimlerinde kadınların belediye başkanı olmalarına “henüz şartlar olgunlaşmadı” gibi anlamsız bir gerekçeyle karşı çıkan zihniyet ile erkeklere çok eşlilik izni veren yasayı kabul eden zihniyetin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Bu zihniyet gericiliktir, yobazlıktır. Eğer Kürt kadınlarının Newroz direnişleri olmasıydı, Kürtler bu günkü konsepti yakalayabilirler miydi? Dünya’da ulusal kurtuluşların hep kadınlarla birlikte kazanıldığını bilmiyorlar mı? Bu kadınlar savaşta ve direnişte var olduklarına göre, o halde belediye başkanı olmalarında da hiç bir sakınca olamayacağını bilmiyorlar mı? Bence biliyorlar, fakat, kişisel çıkarları nedeniyle işlerine gelmiyor.
Mehdi Zana “Kürdler islam’ı kabul etmekle kaybettiler” sözünü boşuna söylemedi. Öyle köhne bir zihniyet ki, İslam inancını benimseyen Kürdler, Arap Kültürüyle asimle edildiler. Neredeyse her günün 24 saatini Kur’an’a göre belirliyorlar. Bu kör zihniyeti değiştirmek elbetteki kolay değildir. Ancak, şartların olgunlaşmasını beklersek, daha çoooo…k bekleriz!
Kürt kadınlarının direniş simgesi haline gelmiş olan Sayın Leyla Zana’nın belediye başkanı olmasını bu çağ dışı zihniyet istemiyor. Çünkü, erkek egemenliği altındaki zeminin kayacağını biliyorlar. Neymiş! “Efendim, bölgenin yapısal ve sosyal konumu buna müsait değildir. Eğer DTP tarafından kadın aday gösterilirse, oyları Ak Parti’ye kaptırırız….” Gerekçesini ileri sürmektedirler. Bu mantığı kabul etmek mümkün değildir. Böyle köhne zihniyetteki yüz tane erkek belediye başkanı çıkaracağına, Leyla Zana gibi cesur bir tane kadın belediye başkanını çıkarmak Kürtler için daha hayırlı olacağını düşünüyorum. Hangi gerekçelerle olursa olsun, DTP’nin kadınlara verdiği önemi şimdi daha iyi anlıyorum
Bu satırları okuyan bazılarının şunları dediklerini duyar gibiyim; “Senin gibi radikal komünist kişiler kürt siyasetinden pek anlamazlar. Yeter ki, bize gölge etmeyin, sizden başka bir şey istemiyoruz…“ diyebilirler. Benim hiç kimseye gölge etmek ya da herhangi bir inancı küçümsemek gibi bir niyetim kesinlikle yoktur. Nasıl ki, Sayın Fikret Yaşar arkadaşımızın hiç benimsemediğim düşüncelerini cesurca yazdığı gibi, benim de bu konuda görüşlerimi açıklama özgürlüğüm vardır. Ünlü düşünürün dediği gibi “Sizin düşüncelerinize hiç katılmıyorum, fakat düşüncelerinizi ifade edebilmeniz için gerekirse canımı bile veririm.” Benimki de o hesap.
Ben silahların gölgesinde değil, tam tersine tüm siyasi düşüncelerin demokratik zeminlerde özgürce tartışılmasından yanayım. Kimseyi kırmak, bir dini veya kültürü karalamak gibi bir niyetimin olamayacağını, beni tanıyanların bildiklerini sanıyorum.
Ben, Kürtler arasında eleştiri kültürünün geliştirilmesinden yanayım. Ancak, bu tartışmalar kürt ileri gelenleri ve liderleri arasında polemik yaratacak tarzda karalama ve hakaret içermemelidir. Çünkü, Kürtlerin önce kendi aralarında barışık olmaları gerekir ki, başka halklarla barış yapabilsinler. Bu temelde yapılacak tüm eleştiriler bence zenginlik olarak kabul edilmelidir.
14.12.2008
Mustafa Elveren
E-Posta: mustafaelveren@gmail.com
WEB: www.gomanweb.com



